3 Nisan 2010 Cumartesi

Emek Bizim İstanbul Bizim!


Sağır kulaklara düşer sıradan insanların sesi. Toplumsal muhalafet ne kadar yüksek perdeden bağırırsa bağırsın muktedirler duymamakta ısrar ederler. Söz tükenmez ama bazen sahne ışıkları altında mikrofondan hep aynı kelimeler dökülürken, zengin hanımefendiler mücevherlerini şıkırdatırken ve beyefendiler kravat iğnelerini düzeltirken söylenebilecek bir tek şey vardır: zaaaaaaaaart!

2 Nisan akşamı Akbank sponsorluğunda gerçekleşen 29. İstanbul Film Festivali'nin Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'ında gerçeklesen açılışındaydık. Emek Sineması'nın yıkılıp yerine yapılacak alışveriş merkezinin en üst katına bonuslu olarak açılmasına karşı çıktığımız için, İKSV'nin yıkıma karşı çıkmak için hiçbirşey yapmadığı, Emek'i sahiplenmediği ve başarılı bir şekilde üç maymunu oynadığı icin sözden eyleme geçtik.

İKSV Yönetim Kurulu Başkanı ve Kültür Bakanı Emek Sineması'nın yıkılmasından dolayı duydukları üzüntüyü dile getirirken bizlere "zaaartlamak"tan baska ne düşer ki? İKSV'nin kültürün ticarileşmesi, kentsel rantın paylaşılması ve şu meşum küresel kent vizyonunun uygulamaya konulmasındaki en faal aktörlerden biri olduğunu çok iyi biliyoruz. AKP hükümetinin 2002’den bu yana İstanbul'da kentsel sağlıklaştırma, yenileme, yeniden canlandırma kavramları altinda yürüttüğü Atatürk Kültür Merkezi’nin bir kültür-sanat mekanından bir ticarethaneye dönüştürülmesi “projesi”, Sulukule'nin "temizlenmesi", kent merkezindeki devlet okul ve hastahanelerinin satışa çıkartılması, kentsel çöküntü alanı ilan edilen Tarlabaşı'nın soylulaştırılması planı, Haydarpaşa Projesi ve Emek Sineması’nın yıkılması gibi sayısız girişim ile İstanbul'u ve onunla birlikte kişisel belleğimizi yok etmeye çalıştığını da çok iyi biliyoruz.

Bunları bildiğimiz için harekete geçiyoruz. Emek Sineması'na, yaşadığımız şehre, kişisel tarihimize ve kentsel belleğimize sahip çıkıyoruz. Çünkü Emek biziz, İstanbul biziz! Yıktırmayacağız!

İKSV'yi Festival'in kapanışını Emek Sineması'nda yapmaya; gerçekleştirilemediği takdirde sinemanın şu andaki durumu ve akıbeti hakkında açıklama yapmaya davet ediyoruz. Ayrıca kendilerini ve ilgilenen herkesi "Türk Sinema Tarihinde Yeniden Canlandırma, Yeşilçam Sokak Sürdürülebilir Kentsel Değişim ve Yenileme Projesi"ni http://emeksinemasi.blogspot.com/p/emek-sinemas-planlar.html adresinde incelemeye çağırıyoruz.

Herkesi "Emek benim, İstanbul benim, yıktırmayacağım" demek -ve istenirse serbestçe "zaaartlamak"-için bu akşam Emek Sineması'nın açılışına davet ediyoruz.

3 Nisan Cumartesi, saat 20.00'da Emek Sineması yeniden açıyoruz. Hep beraber!

Film Gösterimi: 21.00
Film Kameralı Adam , Dziga Vertov, 1929, SSCB, 68 dk

İSYANBUL KÜLTÜR VE SANAT VARYETESİ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme