12 Mart 2015 Perşembe

“Hepimiz oradaydık. Şimdi kim, nereye gidecek?”

Enis Köstepen

Bu yazı Altyazı dergisinin Mart 2015 148. sayısında Altyazıdan köşesinden alınmıştır.

Yaşadığımız ve deneyimimizi belirleyen alanlarda kıskacın giderek daraldığını hissettiğimiz şu günlerde, umudu ve mücadeleyi diri tutma ihtiyacı da o denli güçleniyor. Alanlarımıza sahip çıkarak yaşamaya devam etmenin her zamankinden daha da acil ve önemli olduğunu hissederken, hayatta sevdiğimiz şeyleri yaparken alternatif yollar üzerine düşünmek, yeni kanallar yaratmak, var olan çatışmalarda durduğumuz yeri yeniden tartışmaya açmak kaçınılmaz hâle geliyor.
Bu ayın ortalarına doğru İstanbul Film Festivali’nin bu seneki nihai programının açıklanmasıyla birlikte, her sene olduğu gibi Emek Sineması’nın yokluğunun en ağır hissedildiği o döneme gireceğiz. Festivalle birlikte Emek’in hayaletini daha çok görmeye başlayacağız, direniş bizi yine çağıracak.
Emek Sineması mücadelesi, “Bu hâlâ başlangıç!” diyerek devam ediyor. 8 Ocak 2015’te İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, Emek Sineması’nı yıkan proje hakkında verdiği yürütmeyi durdurma kararını açıkladı. Hukuki sürecin işlemesi ve inşaatın durdurulması için Serkildoryan’ın önünde 17 Ocak’ta geniş katılımlı bir eylem düzenlendi. Bir yandan yürütmeyi durdurma kararına rağmen inşaat Şubat ayının sonu itibarıyla tüm hızıyla devam ediyor. Diğer yandan da Hürriyet gazetesi yıkımın ortağı ve sözcüsü Levent Eyüboğlu’na sayfalarında yer açarak (Gülistan Alagöz’ün 19 Ocak, İzzet Çapa’nın 9 Şubat tarihli haberleri) kamuoyu tarafından gayrimeşru, mahkeme kararıyla da hukuksuz ilan edilen yıkımı meşrulaştırmak için yayın yapmaya devam ediyor.
Emek’i yok eden Grand Pera kat kat  yükselirken, sinema çevrelerinde de çeşitli endişeler dile getirilmeye başladı. Süregiden mücadeleye ve mahkemece tescil edilen hukuksuzluğuna rağmen Grand Pera projesi  tamamlanıp ‘Çakma Emek’ açılırsa, sinemacılar ve sinemaseverler nasıl bir tavır alacak? Çakma Emek’in işletilmesi için yönetim kurulunda Levent Eyüboğlu’nun da bulunduğu Emek Sanat ve Kültür Vakfı diye bir vakfın kurulduğu bir süredir biliniyor. Bu vakfın film festivalleriyle temasa geçip onları Çakma Emek’e davet ettiği konuşuluyor.
Çakma Emek’in yanındaki salonları Mars Entertainment’ın yine Cinemaximum markası altında, yani İş Bankası sponsorluğunda işleteceği de söyleniyor. Festivaller, dağıtımcılar,  yapımcılar, yönetmenler seyircileriyle Çakma Emek’te ya da yanındaki salonlarda buluşmak
isteyecekler mi?
Bir yanımız bu soruların geçerliliğini kaybetmesini, inşaatın bir an evvel durmasını ve kamuya yani hepimize ait Emek Sineması’nın geleceğine kamunun yani bizlerin karar vereceği bir sürecin başlamasını diliyor. Ama kötümser yanımız bu sorularla yüzleşme vaktinin yaklaştığını söylüyor.

Emek’in yerinde yükselen kaçak yapının içinde, hiçbir şey olmamış gibi kim film izleyebilir? Başka türlü bir sinema kültürü için emek veren yönetmenler, yapımcılar, dağıtımcılar filmlerini seyirciyle Grand Pera’da buluşturmayı sindirebilecekler mi? Festival seyircisinden festival düzenleyicisine, dağıtım şirketlerinden “Emek Yerinde Güzel” diyen sinema meslek örgütlerine kadar herkes bu soruların muhatabı. Bu süreçte, Hürriyet’in bahsettiğimiz iki haberinin işaret ettiği üzere bu sorulara verilecek cevapları bastırmak için medyada yankılanacak “Oldu, bitti, değişime uyun.” naralarına da hazırlıklı olmamız gerekiyor. Kötü ihtimal gerçekleştiği takdirde gündeme gelecek soruları hemen şimdi, biraz daha yüksek sesle dile getirmek ve tartışmayı başlatmak lazım. Bu tartışmayı Emek Sineması mücadelesinin bir parçası hâline getirip yıkımın halkla ilişkilerini üstlenen mekanizmaya müdahale edecek sesler üretmemiz mümkün. O zaman tekrar edelim: “Hepimiz oradaydık. Şimdi kim, nereye gidecek?”

17 Ocak 2015 Cumartesi

17 Ocak 2014 - Biz bitti demeden bu film bitmez - Basın Açıklaması


duyuyorum hâlâ bu kuytuda
geçmiş gelecek şimdi
rüzgârlar uğulduyor havada
son söz söylenmedi ki

BU HÂLÂ BAŞLANGIÇ, MÜCADELEYE DEVAM!

‘Bu Daha Başlangıç’ sloganını ilk attığımız yerdeyiz. 5 yıldır omuz omuza sürdürdüğümüz Emek Sineması mücadelemizde,bu projenin sadece yıkım anlamına geldiğini hep haykırdık. Egemenler ise yıkmıyoruz, taşıyoruz’ diyerek göz göre göre yalan söylediler.

Fakat henüz film bitmedi, son söz söylenmedi. Bugün, Emek Sineması mücadelesinde yeni bir döneme girdik.

8 Ocak 2015’te İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, Emek Sineması’nı yıkan proje hakkında “kamu yararı olmadığı ve hukuka uygunluk bulunmadığı, tarihi ve kültürel yapılara telafisi güç ve hatta imkansız zararlara yol açacağı” gerekçesiyle yürütmeyi durdurma kararını açıkladı. 

Hatırlanacak olursa, 2011 Mayıs’ında 9. İstanbul İdare Mahkemesi öngörülen projenin durdurulmasına karar vermişti. Ancak, Aralık 2011’de mahkeme hiçbir gerekçe göstermeksizin ve bilirkişi raporunu hiçe sayarak durdurma kararını iptal etti. Alınan yürütmeyi durdurma kararı o gün hukuku hiçe sayarak iptal edilmeseydi, Emek Sineması bugün hâlâ yerinde olacaktı.

Bu yeni kararın anlamı çok net: karar, inşaat şirketine tebliğ edildiği andan itibaren yapı alanındaki her türlü müdahale suç teşkil etmekte. Kamer İnşaat, günlerdir göz göre göre suç işlemeye ve sabıkasını kabartmaya devam ediyor. Emek Sineması’nın yerine yapılan AVM, Serkildoryan’a, Melek Apartmanı’na, Yunan Konsolosluğu binasına geri döndürülemeyecek hasarlar verdi, vermeye devam ediyor.Şirket, kaçak olduğunu itiraf edercesine mahkeme kararınınhemen ardından inşaata hız verdi; elbette işçilerin can güvenliğini hiçe sayarak! Mimarlar Odası’nın sonaçıklamasının üzerinden henüz bir gün geçmişti ki, 15 Ocak 2015 tarihinde Serkildoryan inşaatında, geceyarısı bir işçi yüksek elektrik akımına kapıldı. Civardaki tek devlet hastanesi olan Taksim İlkyardım’ın kapatılmış olması sebebiyle ambulans saatlerce şantiyeye ulaşamadı.
Kamer İnşaat halkı yanlış yönlendirerek, işçi güvenliğini yok sayarak bu hukuksuz projeye devam etmekte ve inşaatı oldu bittiye getirmeye çalışmaktadır. Şirketle bir iş ortağı gibi çalışan Beyoğlu Belediyesi’nin görevini yapması ve bir an önce bu inşaatı mühürlemesi gerekmektedir.

Son süreçte önemli bir karar daha açıklandı. Danıştay,Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan ile yetkililer Mehmet Ali Kipsöz, Barış Çelikkalkan, İlhan Turan hakkında soruşturma izni verdi. Sadece Emek Sineması’nı değilbütün Beyoğlu’nu baştan aşağıya sermayeye pazarlayanAhmet Misbah Demircan yargı süreci sonlanmadan verdiğiinşaat ruhsatıyla işlenen suçun birinci dereceden sorumlusudurEvet Misbah, bir zamanlar yayında olduğun gibi, bugün de soruşturmadasın!

Yırca’dan, Sulukule’den, Dersim Peri Suyu’ndan çok iyi bildiğimiz yargı labirentlerinde, rant projeleri için zaman kazandıklarını düşünen egemenlere, tüccarlara sesleniyoruz: Biz buradayız! hiç bir yere gitmiyoruz!. O korkunç alışveriş merkezinizi sinemamızın yıkıntıları üzerine dikmenize izin vermeyeceğiz. Hem kaçak hem de hilkat garibesi olanDemirören’in bir benzerinin anılarımızın üzerinde yükselmesini kabul etmeyeceğiz. Emek Sineması’nı olduğu yerde, sokağa açılan kapısıyla yeniden inşa ettirene kadar mücadelemize devam edeceğiz.



Bir kez daha tekrarlıyoruz, haksız ve hukuksuz bir şekilde sermayeye devredilen Emek Sineması ve Serkildoryan binası Sosyal Güvenlik Kurumu’na, yani kamuya, yani bizlere aittir! Bu alan üzerindeki her türlü kullanım hakkı kamunundur ve kolektiftir. Meşru ve esas olan devlet kurumlarının ve şirketlerin çıkarları değil, kamunun yararı ve kararıdır. Biz Yırca’da Zeytin Ağacı, Sulukule’de ev, Tarlabaşı’nda sokak, Taksim’in ortasında bir parkız. Biz bitmek tükenmek bilmeyen rantınız için yok ettiğiniz her yaşam alanı, evinden çıkardığınız her kiracı, sokaklarda öldürdüğünüz her çocuk, kesmeye çalıştığınız her sesiz. Daima karşınızdayız!

Biz bitti demeden bu film bitmez!

Sürmekte olan inşaat duracak, proje iptal edilecek. Yapı kompleksi kamulaştırılacak ve Emek Sineması eski haliyle yeniden inşa edilecek. Emek mücadelesi egemenleredurmadan şunu hatırlatacak: Hiçbir doğal, kültürel, tarihi, kamusal alan hukukun geciken kararları bahane edilerek yokedilemez. Herkes bilsin ki, Emek sermayeyle uzlaşmayacak!

Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!

Emek Bizim Beyoğlu Kent Savunması



facebook.com/emekbizim
facebook.com/beyoglukentsavunmasi
twitter.com/EmekBizim
twitter.com/BeyogluKntSvnms
emeksinemasi.blogspot.com.tr



14 Ocak 2015 Çarşamba

Bu hâlâ başlangıç!



İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Emek Sineması'nı yıkan proje hakkında “kamu yararı olmadığı ve hukuka uygunluk bulunmadığı, tarihi ve kültürel yapılara telafisi güç ve hatta imkansız zararlara yol açacağı” gerekçesiyle yürütmeyi durdurma kararını açıkladı. Dahası, Danıştay Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan ile yetkililer Mehmet Ali Kipsöz, Barış Çelikkalkan, İlhan Turan hakkında soruşturma izni verdi.
 
Yeşilçam Sokak’tan Taksim Meydanı’na ve Gezi Parkı’na uzanan mücadelemizin hâlâ en başlarında olduğumuzun farkındayız. Yıllardır süren Emek Sineması mücadelesine hiç hız kesmeden, bıraktığımız yerde Emek’in önünde devam ediyoruz.

17 Ocak Cumartesi saat 17:00'da Emek Sineması önünde buluşuyor, kararın uygulanıp uygulanmadığını yerinde teftiş ediyoruz.

Emek Bizim İstanbul Bizim!

Emek Bizim & Beyoğlu Kent Savunması




13 Ocak 2015 Salı

17 Ocak 17:00'da Emek Sineması Önündeyiz! Suç dosyanızı kabartmayın! Bir çivi bile çakmayın!

9. Bölge İdare Mahkemesi'nin Emek Sineması'nı yıkan proje hakkında “kamu yararı olmadığı ve hukuka uygunluk bulunmadığı, tarihi ve kültürel yapılara telafisi güç ve hatta imkansız zararlara yol açacağı” gerekçesiyle yürütmeyi durdurma kararı verdiğini Mimarlar Odası tarafından açıklandı. 
Dahası, Danıştay Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan ile yetkililer Mehmet Ali Kipsöz, Barış Çelikkalkan, İlhan Turan hakkında soruşturma izni verdi.

17 Ocak Cumartesi saat 17:00'da Emek Sineması önünde buluşuyor, kararın uygulanıp uygulanmadığını yerinde teftiş ediyoruz.

Suç dosyanızı kabartmayın! Bir çivi bile çakmayın!

Emek Sermayeyle Uzlaşmayacak!

Emek Bizim İstanbul Bizim!

Emek Sineması'nı Yıkan Projenin Durdurulma Kararına Dair Mimarlar Odası'nın Açıklaması

Basına ve Kamuoyuna,

Emek Sineması ve içinde bulunduğu tarihi yapı kompleksinin, hukuksuz, usulsüz ve etik dışı proje ve yıkım sürecini asla unutmayacağımızı ve bu konuda vebali bulunan tüm yetkili ve ilgiler hesap verene dek konunun takipçisi olacağımızı her fırsatta yinelemiştik.
Yaklaşık 5 yıldır hep birlikte, hukuk, bilim, mesleki etik, koruma kavramları, kamu vicdanı yok sayılarak gerçekleştirilen hukuksuzluk ve yağma sürecine, başta sanatçılarımız olmak üzere tüm İstanbul halkının karşı çıkışına, dünyaya örnek gösterilecek mücadelesine ve çabasına tanık olduk.
Ancak ne yazık ki; tüm bu çabalara rağmen bir asırdan fazla İstanbul'un kültür yaşamına damgasını vuran ve yalnızca İstanbul'un değil Türkiye'nin en eski ve görkemli sinema salonlarından olan Emek Sineması da İstanbul'daki hukuksuzluk ve yağma çılgınlığının araçlarından olan 5366 sayılı yasanın kurbanları arasına girmiş ve hepimizin gözleri önünde bir tarih, kültür ve hukuk katliamı sonucunda yıkılmıştır.  
Bu yıkım, anayasal görevleri anılan değerleri korumak, kollamak ve geliştirmek olan kamu otoriteleri eliyle; Anayasa ve uluslar üstü normlara aykırı bir şekilde, bugünlerde örneklerine çokça rastladığımız yargı üzerindeki siyasi baskılarla gerçekleşmiştir.

Hatırlatmak isteriz; 9. İstanbul İdare Mahkemesi, 24 Mayıs 2010’da projenin uygulanması halinde, telafisi güç veya imkânsız zararlar doğurabileceği gerekçesiyle, mekan mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra bu konuda yeniden bir karar verilinceye kadar yürütmenin durdurulmasına oybirliğiyle karar vermişti.
Ancak; aynı Mahkeme 16 Kasım 2011’de; daha önce almış olduğu yürütmeyi durdurma kararını, bilirkişi raporundaki çoğunluk görüşüne rağmen gerekçesiz bir kararla kaldırarak Emek Sineması'nın yıkılmasının önü açılmış ve bütün uyarılarımıza rağmen Beyoğlu Belediyesi tarafından 13 Şubat 2013 tarihinde yargı süreci devam eden bir projeye yapı ruhsatı verilmiştir.
Böylelikle yargı kararlarının gecikmesi fırsat bilinerek rant projelerine  kurban edilen Sulukule, Tarlabaşı ve Tekel Likör Fabrikası,Taksim Cumhuriyet Caddesi,Saray ve Majik sinemaları  gibi kültür ve tarih varlıklarımıza Emek Sineması da eklenmiştir.

Ayrıca bütün bu hukuksuzluklarla da yetinilmemiş, bütün ilgili ve yetkililerin “Yıkmıyoruz, Söküyoruz”şeklindeki utanmazca yalanları ve polis şiddeti eşliğinde acımasızca ve barbarca yok edilen Emek Sinemasının proje ve yıkım sürecinde işlenen suçlar, inşaat aşamasında da pervasızca devam ettirilmiştir.
Ancak bütün bu olumsuz gelişmeler sonucunda,  İstanbul Bölge İdaresi Mahkemesinin yürütmenin durdurulmasına karşı itirazımız üzerine; 19/12/2014 tarihinde oybirliğiyle almış olduğu, Odamıza 08.01.2015 tarihinde tebliğ edilen yeniden “YÜRÜTMEYİ DURDURMA” kararı ile Emek Sineması yasal mücadele sürecinde yeni bir sayfa açılmıştır.
İstanbul Bölge İdaresi Mahkemesinin 19/12/2014 tarihinde oybirliğiyle almış olduğu YÜRÜTMEYİ DURDURMA” kararında;
.”Karar veren İstanbul Bölge İdaresi Mahkemesi Birinci Kurulunca yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin karara itiraz incelenerek işin gereği görüşüldü:
…bilirkişi raporu ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda dava konusu işlemlerde kamu yararı ve hukuka uyarlık bulunmadığı ..
Dava konusu işlemlerin yürütülmesi halinde tarihi ve kültürel miras olarak nitelendirilmesi söz konusu olan yapılar açısından telafisi güç, hatta imkansız zararların doğmasına yol açabilecektir.
Açıklanan nedenlerle, davacının itirazının kabulüne, İstanbul 9. İdare Mahkemesi’nin 20/11/2014 tarih ve E:2014/1825  sayılı kararın kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usülü Kanunu’nun 27. Maddesinde aranan koşullar dava konusu olayda birlikte gerçekleştiğinden, yürütmenin durdurulmasına, dosyanın mahkemenin iadesine, 19/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. “ denilmiştir.
Gecikmiş de olsa tüm toplumsal kesimler ile birlikte sürdürdüğümüz hukuk mücadelesindeki haklılığımızın yeni bir kanıtı olan yargının bu önemli kararını kamuoyu ile paylaşırken;Konunun tüm ilgililerine, bu karardan itibaren yargı süreci sonuçlanana kadar dava konusu yapı adasına yapılacak herhangi bir müdahalenin var olan suç dosyalarına yenilerini ekleyeceğini önemle hatırlatmak ve sizlerin önünde bir kez daha seslenmek istiyoruz.
·         İstanbul ve Beyoğlu'nun nadir kalmış kamusal alanlarından olan ve toplum adına korumak ve kollamak için tarafınıza emanet edilmiş bulunulan ancak kendi siyasi amaç ve rant beklentileriniz uğruna bakımsızlık ve yıkıma terk ettiğiniz; başta Atatürk Kültür Merkezi olmak üzere bütün kültür ve tarih varlığı yapılarımızı ve bugün acımadan yıktığınız Emek Sineması'nı; evrensel koruma ilkelerine uygun olarak onarıp projelendirerek asli işlevleriyle acilen toplum hizmetine sununuz.
·         Ayrıca Sulukule'de, Tarlabaşı'nda, Ayvansaray’da, Tekel Likör Fabrikası’nda Saray Sineması’nda, Emek Sineması'nda, Yırca’da ve benzeri birçok yerde son derece can yakıcı sonuçlarını görmeye başladığımız mimarlık, kültür, tarih ve hukuk katliamlarına; İstanbul'u İstanbul yapan tarihi ve kültürel değerlerin meta olarak görülmesine; Kamusal ve kentsel alanların iktisadi enstrümanlar olarak yerli ve uluslararası sermayenin emrine sunulması politikalarına derhal son veriniz.
·         Yargılamalar sonucunda kamu yararına ve hukuka aykırılıkları birer birer ortaya çıkmaya başlayan kentsel doğal ve tarihi yağma projelerinizin yasadışı ve suç ürünü olan sonuçlarını meşrulaştırmak ve bu uğurda toplum ve kamu yararı adına görev yapan TMMOB’ye bağlı Odaları susturup işlevsizleştirmek üzere hazırladığınız hukuk dışı torba yasa tasarılarınızı ve kararnamelerinizi derhal geri çekiniz.
Emeği ve yıkım sürecini unutacaklar diyenler yanılıyorlar. Kentimize, emeğimize, mesleğimize, değerlerimize yapılan hiç bir saldırıyı unutmadık unutmayacağız ve tüm ilgililer kültür tarih ve doğal varlıklarımıza karşı işlemiş oldukları tüm suçlar için yargı ve kamuoyu önünde hesap verene kadar mesleki, yasal ve toplumsal mücadelemize devam edeceğiz.
Saygılarımızla…

Mimarlar Odası

İstanbul Büyükkent Şubesi

12 Ocak 2015 Pazartesi

EMEK SİNEMASI’NA İLİŞKİN ÖNEMLİ HUKUKSAL GELİŞMELER HAKKINDA BASIN TOPLANTISINA ÇAĞRI


Değerli basın üyeleri,
Bir asırdan fazla İstanbul'un kültür yaşamına damgasını vuran ve yalnızca İstanbul'un değil Türkiye'nin en eski ve görkemli sinema salonlarından olan ve hepimizin gözleri önünde bir tarih, kültür ve hukuk katliamı sonucunda yıkılan Emek Sineması’na ilişkin önemli hukuksal gelişmeler ile ilgili bilgi ve  görüşlerimizi paylaşmak üzere tüm basını ve kamuoyunu, 13 Ocak  2015 Salı  günü saat 11.00’da 
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Karaköy Binası’nda düzenleyeceğimiz basın toplantısına davet ediyoruz.
Saygılarımızla,

TMMOB MİMARLAR ODASI
İSTANBUL BÜYÜKKENT ŞUBESİ

4 Eylül 2014 Perşembe

Zorunlu açıklama!


Dünden beri Sinan Çetin'in oğlu Rüzgar Çetin, instagram hesabında paylaştığı restore edilmekte olan Cercle d'Orient fotoğrafları ile takipçilerini yanıltmaktadır. Peşine takılan magazin habercileri Çetin'in paylaşımlarındaki bilgi hatalarını görmezden gelerek, tüm kamuoyunu yanıltmaya çalışan bir gündeme hizmet etmekteler. Bu haberler Emek Sineması için verilen mücadelenin karalanmasını da hedeflemekte. Emek Sineması yıkılmıştır. Artık sokağa açılan kapısının önünde İstanbul'un buluştuğu Emek Sineması binası yok.

2010 yılında başlayan protestoların 2 derdi vardı.
1) SGK'ya yani kamuya, hepimize ait olan Emek Sineması'nı da içeren Cercle d'Orient yapı kompleksinin kar ve rant üretmek amacıyla inşaat sermayesine teslim edilmesine karşıydık. Emek Sineması'nın bulunduğu yerde, sokağa açılan kapısıyla kalmasınayönelik kitlesel talebin duyulmasını istiyorduk. Bu tarihi bloğun geleceğe nasıl taşınacağına dair karar, onun asıl sahibi olan insanlara sorulmadan alınamazdı.

2) 'Koruma' lafı altında Emek Sineması'nı yıkıp, yerine yapılacak bir AVM'nin üst katına sinemayı bir dekormuş gibi yerleştiren bir projenin koruma projesi değil bir yıkım projesi olduğunu kamuoyuyla paylaşmak istiyorduk.

Cercle d'Orient 1. derece tarihi eser olduğu için o binanın yıkılmayacağı ve restore edileceğini mücadeleye destek verenler biliyordu. Ama onun da restorasyon sonrasında hangi amaçlarla kimin karına kar katmak için kullanılacağı mücadele boyunca tartışmaya açılıyordu.

Rüzgar Çetin Cercle d'Orient restorasyonu fotoğraflarını kullanıp, Emek Sineması'nın da bu şekilde yenileneceğini söylemesi eğer başka bir art niyet içermiyorsa, sadece ve sadece cahilliktir. Birilerini 'cahil' diye suçlayacağına önce kendi cahilliğini gidermesini umuyoruz.

Henüz Emek Sineması'nı yıkıp yerine yaptıkları AVM'nin önündeki sunta perdeleri açmadılar. O perde açıldığında Emek Sinemasi'nın yokluğuyla yüz yüze geleceğiz. Belki o zaman hâlâ Emek Sineması'nın yıkılmadığını düşünenlerin gözlerindeki perde de kalkar.