16 Aralık 2010 Perşembe

BU KEŞİF BİZE BİRAZ KARANLIK GELDİ!

14 Aralık 2010 tarihinde Emek Sineması, İnci Pastanesi ve Yeni Rüya Sineması'nın da içinde bulunduğu adadaki tarihi binaların yıkılarak yenilenmesi projesinin İstanbul 9. İdare Mahkemesi'nce durdurulmasının ardından, Bilirkişi Heyeti Emek Sineması ve Cercle D'orient binasında incelemelerde bulundu. Tarafımızdan dakika dakika takip edilen keşifte ilk dikkatimizi çeken durum, aralarında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğretim üyelerinin olduğu bilirkişi heyetinin yanında, bilirkişi sıfatı taşımayan, ‘pişkin kişi’, projenin sözde sahibi mimar Fatih Kesgün'ün de yer almasıydı. Keşif başlamadan önce heyete yönelttiğimiz müdahil olma talebimiz ciddiye bile alınmadı. Bilirkişiler ve pişkinkişi, "Kesgün bilirse, biz de biliriz" sloganları ve "İstanbul'u yaka yaka, kalmadı kalmadı" şarkısı eşliğinde Emek Sineması'nın yanında bulunan Kamer İnşaat’ın ofisinde keşiflerine başladılar. Heyetin Emek Sineması'na girmesinin ardından biz de ‘Hepimiz Bilirkişiyiz’ ısrarımızı sürdürerek içeri girdik. Bu sırada hem heyetin keşif sürecini gözlemledik hem de kendi keşifimizi gerçekleştirdik.

İçeri girdiğimizde Emek Sineması’nın geleceğini belirleyecek bu önemli keşifin zifiri karanlıkta (binada elektrik olmadığı söylendi), küçük fenerlerle, Fatih Kesgün’ün yönlendirmeleriyle gerçekleştirildiğini gördük.

Bizim gördüğümüz ve fotoğrafladığımız Emek, söylenenlerin aksine, yağlı, farelerin cirit attığı, yıkık dökük bir Emek değildi. Fuayede 2009 Film Ekimi'nin afişleri asılı, bildiğimiz (ve özlediğimiz) perdesi ve koltukları yerli yerindeydi. Sanki bir anda perdeler açılıp film başlayacak gibiydi. Şu zamana kadar bahane edilen, nedeni asla sorgulanmayan bakımsızlığının, küçük bir tadilatla çözülebilir, korunarak onarılabilir olduğunu gördük. Emek perdesinin önünde okuduğumuz basın açıklaması metninde:

“Emek Sineması'nı ve Cercle D'Orient binasını içeren kamuya ait adada gerçekleştirilmesi planlanan yenileme projesi mahkeme kararıyla durduruldu. Şimdi bu binaların kaderini bir grup uzman bilirkişi belirleyecek. Mahkeme yürütmeyi durdurduğunda bu kentin sahipleri olarak “Hepimiz bilirkişiyiz” demiştik. Sözümüzü unutmadık!” dedik.

Yanımızda bulunamayan siz bilirkişiler için keşfimizin sonunda size söyleyebileceğimiz şudur ki: Sivil polis eşliğinde korunan bilirkişi heyetinin itirazlarımıza rağmen Fatih Kesgün’ü aralarından çıkarmamış olması, bu karanlık keşifle ilgili kafamızdaki soru işaretlerini iyice belirginleştirmiştir. Ancak bu keşfin sonunda ne çıkarsa çıksın, aylardır yıkılmaması için mücadele verdiğimiz Emek Sineması, söylenenlerin aksine olduğu gibi yerinde durmakta ve ona sahip çıkmamızı beklemektedir. Onu korumanın yolu, rantın istediği şekillere sokmak adına, bakımsızlık bahanesiyle daha önce örneği görülmemiş bir şekilde 4.kata taşıyıp alışveriş merkezinin içerisine sokmak değil, sadece Emek’e değil, Haydarpaşa Garı’na, Mecidiyeköy Likör Fabrikası’na, Tarlabaşı’na, Fener-Balat-Ayvansaray’a, Sulukule’ye Ayazma’ya, okullarımıza, hastanelerimize, mahallelerimize dadanan sermayenin kentimize her geçen gün daha şiddetli bir şekilde artan ve vahşi bir hal alan müdahalelerini ifşa etmek ve karşılarında durmaktan geçmekte. Ve Emek Sineması’nda gelinen nokta, alınan yıkımı durdurma kararı, karşısında durdurduğumuz tüm bu müdahaleler adına kazanılmış bir umut ışığı olsa da, bunun daha başlangıç olduğunu biliyor ve mücadeleye, sokakta olmaya, ortalığı karıştırmaya, zaaaartlamaya devam ettiğimizi ve edeceğimizi buradan bir kez daha söylüyoruz.

İSYANBUL KÜLTÜR SANAT VARYETESİ

http://emeksinemasi.blogspot.com/

isyanbulkultursanatvaryetesi@hotmail.com

15 Aralık 2010 Çarşamba

9 Aralık 2010 Perşembe

14 Aralık || Hepimiz Bilirkişiyiz, Yıktırmıyoruz!

İstanbul Film Festivali açılış gecesinde öten"zart"larla "Yıktırmıyoruz!" diyerek yola çıktık.

Ardından binlerce kişi sokaktaydık. Sadece Emek Sineması ve kapatılan/kapanmak zorunda kalan sinemalar

için değil kentsel dönüşüm kisvesi altında bizlerden alınan kamusal mekanlar, Tarlabaşı'nda, Fener Balat'ta, Sulukule'de, Ayazma'da evlerinden edilenler için yürüdük. Beyoğlu Belediye Başkanı, Kültür Bakanı, Yenileme Kurulu Üyeleri ve Kamer İnşaat başta olmak üzere yıkımların tüm faillerine "hesap verin" dedik. Onların rant projelerine karşı Yeşilçam Sokağı'nda kendi film festivalimizi düzenledik, 1. Geleneksel Emek Şenliği'nde o sokakta beraber dans ettik.

Israr ettik, sadece Emek değil bütün, İstanbul bizim dedik!

Sonra ne oldu, hatırayalım: Emek Sineması'nı ve Cercle D'Orient binasını içeren kamuya ait adada gerçekleştirilmesi planlanan yenileme projesi Mahkeme kararıyla durduruldu. Şimdi bu binaların kaderini bir grup uzman bilirkişi belirleyecek. Mahkeme yürütmeyi durdurduğunda bu

kentin sahipleri olarak "Hepimiz Bilirkişiyiz" demiştik. Sözümüzü unutmadık! Keşfin yapılacağı 14 Aralık Salı günü saat 14:30'dan itibaren hep beraber "mahallinde keşif ve inceleme" yapmak ve bir kez daha "Emek Bizim İstanbul Bizim" demek için kameralarımızla, fotoğraf makinalarımızla Emek Sineması'nın önünde olalım.


Tanığız, görüyoruz, biliyoruz, Emek'i yıktırmıyoruz!


İsyanbul Kültür Sanat Varyetesi

http://emeksinemasi.blogspot.com/

isyanbulkultursanatvaryetesi@hotmail.com

16 Eylül 2010 Perşembe

DUYURU: 17 Eylül Bilirkişi Eylemi Ertelendi

Emek Sineması’nı ve Cercle D’Orient binasını içeren kamuya ait adada gerçekleştirilmesi planlanan yenileme projesi Mahkeme kararıyla durduruldu. Şimdi de bu binaların kaderini bir grup bilirkişinin belirleyeceği keşif gezisi iptal edildi.

Bilirkişi incelemesi henüz sebebini öğrenemediğimiz bir şekilde ve henüz bilmediğimiz bir tarihe ertelendi. Bildiğimiz, Kültür Bakanlığı’nın tam da bilirkişi incelemesine sayılı saatler kala heyetten birini görevden aldığıdır. Ancak bu ertelemenin sıradan bir bürokrasi işleyişi olup olmadığına dair şüphelerimiz, Emek Sineması’nın yıkımını durdurma kararı sonrasında, incelemeye bir gün kala gerçekleşmesi nedeniyle güçleniyor, aklımız bulanıyor.

“Hepimiz Bilirkişiyiz” sözümüzü unutmuyoruz! Fakat asıl bilirkişiler olarak biz de keşif gezimizi iptal ediyoruz. Eylemimizi keşfin yapılacağı bir sonraki tarihte tekrar yapacağız. Bu sırada bizden haber bekleyin. Belki Emek Sineması’nı hep beraber yeniden sokağa, insanlığa açarız.

İsyanbul Kültür Sanat Varyetesi

12 Eylül 2010 Pazar

17 Eylül'de Hepimiz Bilirkişiyiz, Yıktırmıyoruz!

İstanbul Film Festivali açılış gecesinde öten"zart"larla "Yıktırmıyoruz!" diyerek yola çıktık. Ardından binlerce kişi sokaktaydık. Sadece Emek Sineması ve kapatılan/kapanmak zorunda kalan sinemalar için değil kentsel dönüşüm kisvesi altında bizlerden alınan kamusal mekanlar, Tarlabaşı'nda, Fener Balat'ta, Sulukule'de, Ayazma'da evlerinden edilenler için yürüdük. Beyoğlu Belediye Başkanı, Kültür Bakanı, Yenileme Kurulu Üyeleri ve Kamer İnşaat başta olmak üzere yıkımların tüm faillerine "hesap verin" dedik. Onların rant projelerine karşı Yeşilçam Sokağı'nda kendi film festivalimizi düzenledik, 1. Geleneksel Emek Şenliği'nde o sokakta beraber dans
ettik.

Israr ettik, sadece Emek değil bütün İstanbul bizim dedik!

Sonra ne oldu, hatırayalım: Emek Sineması'nı ve Cercle D'Orient binasını içeren kamuya ait adada gerçekleştirilmesi planlanan yenileme projesi Mahkeme kararıyla durduruldu. Şimdi bu binaların kaderini bir grup uzman bilirkişi belirleyecek. Mahkeme yürütmeyi durdurduğunda bu
kentin sahipleri olarak "Hepimiz Bilirkişiyiz" demiştik. Sözümüzü unutmadık! Keşfin yapılacağı 17 Eylül Cuma günü saat 14.00'dan itibaren hep beraber "mahallinde keşif ve inceleme" yapmak ve bir kez daha "Emek Bizim İstanbul Bizim" demek için kameralarımızla, fotoğraf makinalarımızla Emek Sineması'nın önünde olalım.

Tanığız, görüyoruz, biliyoruz, Emek'i yıktırmıyoruz!

İsyanbul Kültür Sanat Varyetesi

isyanbulkultursanatvaryetesi@hotmail.com

11 Temmuz 2010 Pazar

1. Geleneksel Emek Şenliği



Hariçten Gazelciler 1. Geleneksel Emek Şenliği'nde. Foto Akbaba'ya teşekkürler...

Ayrıca:



http://vimeo.com/12787473

9 Haziran 2010 Çarşamba

ŞOK! ŞOK! ŞOK! KAMER İNŞAAT'IN YERİ BULUNDU



AMAN DİKKAT ZİLLERİNİ ÇALMAYIN, KAMERAYA BAKMAYIN!

08.06. 2010 tarihinde Yeşilçam sokaktan geçmekte olan bir grup arkadaşımızın gözüne Emek Sineması'nın hemen yanıbaşındaki kapının üzerine yerleştirilmiş olan kamera çarptı. Şaşkınlıkla kameraya bakan gruba, adının İslam oldugu öğrenilen ve kendini bina sorumlusu olarak tanıtan iri bir şahıs Emek Sineması'nın üst katındaki pencereden çıkarak kim olduklarını ve ne istediklerini sordu. Bununla da yetinmeyen şahıs sokağa inerek gruba yukarıda saniye saniye dinleyebileceğiniz korkunç anları yaşattı.

Yapılan araştırmalar sonucunda bina sorumlusu şahsın KAMER İNŞAAT ŞİRKETİ'nde çalıştığı, şirketin kısa bir zaman önce Emek Sineması binasının mutelif katlarına sessiz sedasız, tabelasız yerleştiği ortaya çıktı. KAMER İNŞAAT'ın Cercle d'Orient ve Emek Sineması'nın içerisinde yer aldığı adadaki binaları hukuki alicengizlikle yap-işlet-devret modeliyle 25 yıllığına kiraladığı ve ilgili alanda yer alan dükkanlara boşaltma tebligatı verdiğine edinilen bilgiler arasında.

Biz İsyanbul Kültür Sanat Varyetesi olarak KAMER İNŞAAT'ın binaya nasıl ve neden yerleştiğini, hangi saiklerle orada bulunduğunu merak ediyoruz. Eğer KAMER İNŞAAT'ın amacı tavırları hiç de "yumuşak" olmayan sözde bina sorumlularını Yeşilçam Sokağı'na salarak, sokaktan gelip geçenlere saldırıp tehditler savurarak sokağı yaşanılmaz hale getirmek ise kendilerine duyuruyoruz: 11 Haziran Cuma akşamı yüzlerce insan o sokakta olacağız ve Emek Sineması'nı KAMER İNŞAAT'a bırakmayacağız. 

Çünkü EMEK BİZİM İSTANBUL BİZİM!

7 Haziran 2010 Pazartesi

Hepimiz Bilirkişiyiz Yürüyüşü // 1. Geleneksel Emek Şenliği

Sonunda beklenen oldu ve Emek Sineması, İnci Pastanesi ve Yeni Rüya Sineması'nın içinde bulunduğu adada gerçekleştirilmesi planlanan sözde yenileme özde rant projesi, İstanbul 9. İdare Mahkemesi tarafından “uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararlar doğurabileceği” gerekçesiyle durduruldu. Bundan sonraki aşama bilirkişiler tarafından "mahallinde keşif ve inceleme" yapılmasını gerektiriyor.

Bilirkişilere sesimizi duyurmak, “Hepimiz bilirkişiyiz, Emek'i yıktırmıyoruz” demek ve mahkemenin öngördüğü doğrultuda “mahallinde keşif ve inceleme” yapmak için 11 Haziran Cuma saat 19:00'da Beyoğlu Belediyesi önünde buluşup hep beraber Emek Sineması'na yürüyoruz.

Saat 21.30'dan itibaren Emek Sineması'nda direnişin yaz sezonunu açmak için 1.Geleneksel Emek Şenliği'nde buluşuyoruz. Cümbüş Cemaat, Tatavla, Hariçten Gazelciler konserleri ve Süreyya Hardcore, FitiSound DJ setleriyle Emek Sineması'na sahip çıkacağımızı, sokakları meydanları boş bırakmayacağımızı gösteriyor ve hep beraber yürütmeyi durdurma kararını kutluyoruz!

11 Haziran Cuma
Hepimiz Bilirkişiyiz Yürüyüşü
Toplanma Yeri: Beyoğlu Belediyesi Önü Saat: 19:00
(Şahkulu Mah. Meşrutiyet cad. No:121 Tünel - Beyoğlu)

1. Geleneksel Emek Şenliği
Yer: Emek Sineması
Saat: 21:30'dan itibaren geç saatlere kadar

HODRİ MEYDAN. 11 Haziran, 19:00, Beyoğlu Belediyesi önü

4 Haziran 2010 Cuma

HEPİMİZ BİLİRKİŞİYİZ, YIKTIRMIYORUZ! 11 Haziran Cuma | 19:00

Emek Sineması, İnci Pastanesi ve Yeni Rüya Sineması'nın içinde bulunduğu adada gerçekleştirilmesi planlanan sözde yenileme özde rant projesi, İstanbul 9. İdare Mahkemesi tarafından "uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararlar doğurabileceği" gerekçesiyle durduruldu. Bundan sonraki aşama bilirkişiler tarafından "mahallinde keşif ve inceleme" yapılmasını gerektiriyor.

Bizler "uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararlar doğurabilecek" projeleri mümkün kılan, onaylayan ve uygulamaya koymaya yeltenen kişi ve kurumları bizlere hesap vermeye çağırıyoruz. Kültür Bakanı Ertuğrul Günay ve Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan ve Yenileme Kurulu üyelerini 11 Haziran Cuma günü saat 19:00'da Beyoğlu Belediyesi önünde hazır bulunmaya ve bizlerle yüzleşmeye davet ediyoruz.


Yürütmeyi durdurma kararı şüphesiz ki “Emek Bizim, İstanbul Bizim Yıktırmıyoruz” diyerek yürüttüğümüz mücadele için önemli bir kazanım ve layıkıyla kutlanması gerekir. Bu nedenle Beyoğlu Belediyesi önündeki buluşmamızı Emek Sineması'na yürüyerek sürdüreceğiz. Mahkemenin verdiği karar doğrultusunda “mahallinde keşif ve inceleme yapmak" ve yürütmeyi durdurma kararını kutlamak için Yeşilçam Sokak'ta 1. Geleneksel Emek Şenliği’nde buluşuyoruz. Bu vesileyle, benzer rantsal dönüşüm projelerine olumlu bilirkişi raporları vermiş olan Erdem Erbaş, Akın Eryoldaş ve Kutgün Eyüpgiller’i de şenliğimize katılmaya davet ediyoruz.

Bizler, Tarlabaşı’nda, Fener-Balat-Ayvansaray’da, Süleymaniye’de ve Beyoğlu’nda hayatımızda telafisi güç veya imkânsız zararlar doğuran kentsel dönüşüm projelerine karşı mücadele edenler olarak hepimiz bilirkişiyiz. Belediyelerin, Kültür Bakanlığı’nın ve şirketlerin “soylulaştırarak” el koymaya çalıştığı şehrimize, mahallemize, sokağımıza, evlerimize, sinemalarımıza ve hayatımıza sahip çıkıyoruz.



Herkesi 11 Haziran Cuma saat 19:00'da Beyoğlu Belediyesi önündeki buluşmaya ve Yeşilçam Sokak'ta 1.Geleneksel Emek Şenliği'ne katılmaya davet ediyoruz.


EMEK SİNEMASINI YIKTIRMIYORUZ PLATFORMU
İSYANBUL KÜLTÜR SANAT VARYETESİ

www.emeksinemasi.org | www.emeksinemasi.blogspot.com

24 Mayıs 2010 Pazartesi

Telafisi Güç veya İmkansız Zararlara Karşı Yürütmenin Durdurulması Kararı

Mimarlar Odası Basın Açıklaması

Yargı Emek Sinemasının yıkımını öngören projeye dur dedi.

Emek Sinemasının yıkımını öngören projeyi onaylayan kurul kararına açmış olduğumuz davada İstanbul 9. İdare Mahkemesi 12.05.2010 tarihinde yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Sinema kenti Beyoğlu’nda bir bir yok edilen sinemalar arasına katılmak istenen Emek Sineması Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Yenileme Alanları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Yenileme Kurulu’nun 17.09.2009 gün ve 954 sayılı ve 09.10.2009 gün ve 973 sayılı kararı ve eki avan projelerin iptali ve öncelikle yürütmenin durdurulası istemli açtığımız davada T.C. İstanbul 9. İdare Mahkemesi, 2010/448 ESAS no.lu kararında “ Dava konusu işlem, uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararlar doğurabileceğinden, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra bu konuda yeniden bir karar verilinceye kadar 2577 Sayılı Yasanın 27.maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütmenin durdurulmasına, 12/05/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.” demektedir.

Kamuoyuna duyurulur.

Saygılarımızla,

Mimarlar Odası
İstanbul Büyükkent Şubesi

Soylulaştırma Çök! 30 Mayıs Pazar | 13:00 | Yeni Rüya Sineması önü




















Emek Sineması’nın yıkılmasına karşı zartladık. Beyoğlu Belediyesi’nin Melek Sineması anısına çaktığı plaketin üzerine, “Emek Sineması Hâlâ Burada, Yıktırmıyoruz” yazdık. Yeşilçam sokağını tenha bırakmamak için, perdeyle kapatıp filmler gösterdik. İmzalar toplandı, yürüyüşler yapıldı, sloganlar atıldı. Hayır’ımızı yükseltmeye çalışırken, olan bitenin Emek Sineması’yla sınırlı olmadığını, İstanbul’un her köşesine farklı hukuksal, ekonomik mekânizmalarla yayılan kentsel dönüşümden Beyoğlu’nun da payını aldığını biliyorduk. Ya da Emek Sineması’nın ticari gösterim düzenine terk edildiğinde yaşayamayacağını, yaşayamadığını da biliyorduk. Ama kent hayatımız gibi kültürel ve sanatsal hayatımızın da kâr ederek sürekli büyümenin gereklerine teslim etmek istemiyoruz. Ama Hayır demek yetmiyor... Kamuoyu yaratmak tek başına değişimi getirmiyor. Gündem hızlı değişiyor, yazı da unutuluyor, hatta tabelamız söz konusu olduğunda yerinden sökülüyor. Ama kapitalist süreçler devam ediyor.

Kamusal yararın kapitalizmin etkili bir şekilde işlemesinin sonucu olarak kabul edildiği günümüzde, kapitalizmin şiddeti ve yıkıcılığı karşısında yer alacak kurumsal, örgütsel, sosyal yapılar ve ağlar böylesine yıpranmışken, günümüzün muhalif hareketleri, Hayır demenin ötesine geçmek zorunda. Kapitalizmin yıkılıcak bir duvar değil, içinden çıkılacak bir kapan değil, alternatifleri içinden çıkarmak zorunda olduğumuz insanlığın başına musallat ettiği bir bela olarak görmeyi öneriyoruz. Ve kentsel dönüşüme, mutenalaştırmaya, soylulaştırmaya, kamusal hayatımızı tek tipleştiren mekânsal dönüşümlere karşı, kaybettiğimiz mahalleler, sinemalar, çaycılar, evler için biz çöküyoruz. Yeni bir kentsel alışkanlık öneriyoruz. Herkesi bir tabure edinmeye çağırıyoruz.

Durduramadığımız yıkıcı güçler karşısında biz duruyoruz. İstediğimiz yerde, istediğimiz zamanda, istediğimiz insanlarla. İstediğimiz yere, sevdiğimiz yere, kaybetmek istemediğimiz yere, kaybettiğimiz yerlerin anısına taburemizi çekip oturuyoruz. Mutenalaştırmadan, soylulaştırmadan çöküyoruz. Yeşilçam Sokağı’nda, İstiklal Caddesi’nde, Tarlabaşı’nda, Galata’da, Rumelihisarı’nda, Balat’ta, Beşiktaş’ta... Özel mülkiyet rejiminin verdiği hakların insafına teslim edilmiş hayatları değiştirmeye başlamak için çok basit bir şey öneriyoruz. Birbirimizle istediğimiz şekillerde bir araya gelebilecek gücümüzün hâlâ olduğunu göstermek için, sadece “sanat” üretmek ya da kâr etmek için hayal etmek zorunda olmadığımızı göstermek için insanların taburelerini çekip oturduğu sipariş vermek zorunda olmadığı sokaklar, meydanlar hayal ediyoruz.

Bizden çalınan kent hayatımız karşısında çöküyoruz. Kentin dört bir köşesinde çökme alanları ilan eden neo-liberal aklın karşısında biz kendimiz çöküyoruz. İstediğimiz yere, istediğimiz zaman, menüde ne var cepte ne var karşılaştırması yapmadan, güvenlikten geçmeden, belediyenin park yapmasını, bank koymasını beklemeden... Herkesi taburesini almaya, cep telefonu taşır gibi, sırt çantası, el çantası taşır gibi yanında alternatif kent mobilyasını taşımaya, en sevdiği yere çökmeye, sevdiklerini yanına çağırmaya, tanımadıklarıyle yanyana çökmeye, benliğimizi, hayallerimizi, geçmişimizi, geleceğimizi altüst eden hızlı dönüşümler karşısında durmaya, yavaşlamaya, çökmeye, muhabbet etmeye çağırıyoruz. Soylulaştırma Çök!

7 Mayıs 2010 Cuma

Yeni Rüya Bizim İstanbul Bizim!

Yeni Rüya Sineması Kapandı, Sinemaseverler Eylemde
Beyoğlu’ndaki Yeni Rüya sineması kapandı. Kentsel dönüşüm karşıtları ve sinemaseverler eylem yaptılar. “Kapattırmıyoruz, sahip çıkıyoruz” pankartı açılan eylemde “Emek bizim, İnci Pastanesi bizim, Yeni Rüya bizim yıktırmıyoruz” sloganları atıldı.
İstanbul - BİA Haber Merkezi
07 Mayıs 2010, Cuma

Beyoğlu, İstiklal Caddesi'ndeki Yeni Rüya Sineması dün gece (6 Mayıs) 21:00 seansıyla son kez Mın Dît (Ben Gördüm) filmini göstererek kapandı.

Yeni Rüya da kapandı

Emek Sineması'nın yıkımına karşı sinemaseverlerden, kentsel dönüşüm karşıtlarından ve İsyanbul Kültür Sanat Varyetesi'nden oluşan yaklaşık 200 kişilik topluluk, İstiklal Caddesi'nde yürüyen vatandaşların da katılımıyla sinemanın kapanmasına karşı eylem düzenlediler.

Topluluk sinemanın önünde "Yeni Rüya bizim İstanbul bizim", "Seyirci kalma sinemana sahip çık", "Bakın işte burayı yıkıyorlar yerine de AVM yapıyorlar", "Kentsel dönüşüm devlet yalanı", "AVM'ler kapatılsın, çocuk parkı yapılsın", "Sermaye elini Beyoğlu'ndan çek" sloganları attı.

"Bu kente sahip çıkıyoruz"

Filmden çıkan seyircilerin de destek olduğu eylemde yıkıma karşı direnen tarihi İnci Pastanesine "Kapattırmıyoruz, sahip çıkıyoruz" pankartı asıldı.

Topluluk yaptığı açıklamada Emek sineması için verdikleri mücadelenin sürdüğünü, tarihi yapının yıkılarak yerine alış veriş merkezi yapılmak istenmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.

"Beyoğlu'nda Alkazar, Emek, ardından Yeni Rüya sinemaları kapandı. Yakında Sinepop ve diğerlerinin kaderi de sermayenin kültür ticareti nedeniyle aynı olacak. Diğer yandan kentsel dönüşüm uygulamalarıyla evlerimizden, sokaklarımızdan ediliyoruz, hayatlarımız yıkılıyor. Yapılanlara sessiz kalmıyoruz, 'İstanbul bizim yıktırmıyoruz' diyoruz. Bu kente sahip çıkıyoruz."

Tarihi Yeni Rüya Sineması, yenilenmesinin ve tekrar hizmete girmesinin üzerinden yaklaşık bir yıl geçtikten sonra kapandı. Emek Sineması dokuz ay önce kapanmıştı. Yaklaşık üç saat süren eylem kalabalığın İnci Pastanesi'nde profiterol yemesiyle son buldu. (EZÖ/TK)




28 Nisan 2010 Çarşamba

25 Nisan 2010 Pazar

SİNEMASAL DÖNÜŞÜM PROJESİ: SEYİRLİK YIKIMLAR

Bu yazı Altyazı Aylık Sinema Dergisi'nin Mayıs 2010 sayısından alınmıştır.



Orta Avrupa’nın en büyük film festivallerinden biri Bratislava’da düzenleniyor. Ancak şehir, bu kadar kapsamlı bir sinema etkinliğini taşıyacak sinema salonlarına sahip olmadığı için filmler bir alışveriş merkezinin içindeki multiplex sinemada gösteriliyor. Dünyanın her yerinden gelen konuklar bir alışveriş merkezine tıkılıyor. Kendinizi dışarı attığınızda, otoyollarla çevrili devasa binanın gölgesinde, şehrin sadece en yüksek binalarının görünür olduğu bir manzarayla karşılaşıyorsunuz. Sonra tekrar içeri, film izlemeye... Arazilerini kaybetmiş Taylandlı tarım işçilerinin geçim sağlama çabalarını izliyoruz... Yeni kapitalizmin ‘hareketlilik eşittir verimlilik’ ilkesi gereğince evlerinden uzakta hiç bilmedikleri işlere atanan Şilili şirket çalışanlarının çaresizliğini... Taipei’deki bir mahallede, sermaye sahiplerine karşı evlerini yıktırmama mücadelesi veren insanları... Akşamları film izleme turu bitince, perdede gördüklerimizi değerlendiriyoruz. Hangi filmi daha çok beğendik? Başka nelerden bahsetmeli? Hangi acıyı, hangi zulmü perdeye yansıtmalı? Ertesi gün uyanıyor ve tekrar alışveriş merkezinin yolunu tutuyoruz. Perdede bambaşka yıkımlar, bambaşka mücadeleler...


Dünya çapında 70’lerden bu yana uygulanan özelleştirme politikalarının geliştirildiği Chicago Okulu’nun akıl hocası Milton Friedman’ın ‘Kapitalizm ve Özgürlük’ kitabı 2008’de Plato Film Yayınları tarafından Türkçede yayımlandı. Kitabın arka kapağında Sinan Çetin’in şu sözleri yer alıyor: “Kapitalizm, insan haklarının korunduğu tek sistemdir... Şöyle düşünün, bir zamanlar kolektivizmin kalesi olan Sovyetler Birliği’nde kapitalist olmanız mümkün değildi; ama Amerika’da komünist olabilirdiniz... Mesele insan haklarının ekonomik haklardan ayrılmaz oluşudur. Bir ülkede para serbestçe dolaşmıyorsa, hiçbir fikir serbestçe dolaşamaz.”


Bratislava’daki deneyimimi düşünüyorum. Evet, fikirler gerçekten de serbestçe dolaşıp duruyorlar! Paranın biriktiği yerleri takip ediyor, sermayenin inşa ettiği binaların, alışveriş merkezlerinin içine giriyorlar, perdeye bakan birilerine bir şeyler anlatıyorlar... Ama neoliberal dünyada sadece ve sadece fikirler serbestçe dolaşıyor. Sermaye sahipleri, insanların özgürce yaşama hakkını, kültürünü, tarihini, geçim kaynaklarını, her şeyi hiçe sayarak etrafı yıkıp geçerken, birileri tüm bunların filmini yapıyor ve biz de izliyoruz. Yok edilen yaşam alanlarının üstüne dikilen binaların içinde insan haklarıyla ilgili filmler seyrediyoruz. İmgeler, fikirler, filmler, fonlar, projeler serbestçe dolaşırken, bir yandan da tüm bunların hammaddesi olan yıkımlar gerçekleştiriliyor. Neoliberal düzen, her şeyin seyirlik hale getirilmesini, sızlayan vicdanlara şifa olacak filmlere dönüştürülmesini teşvik ederken, bir yandan da eli kameralılara malzeme sunuyor; söz konusu filmlere konu olan zulüm ve haksızlıkların altına imzasını atıyor. Bu filmlerin sponsorluğunu yapmakla kalmıyor, konusunu da imal ediyor. Tüm bu zulümlerin filmlerini çekebilirsiniz, üzerine konuşabilirsiniz, komünist olabilirsiniz, herhangi bir kimliği üzerinize geçirebilir, “fikir sahibi” olabilirsiniz ama “hak sahibi” olamazsınız. Hakkınızı aradığınızda, örneğin kamuya ait bir alanın/binanın kamu yararına kullanılması gerektiğini, ranta alet edilmemesi gerektiğini savunduğunuzda karşınıza bin türlü engel çıkar, sermaye bir şekilde yolunu bulur, yıkar geçer. Sizin sadece, bu yıkımın filmini çekme ve o filmi yorumlama özgürlüğünüz vardır. İşte serbest fikir dolaşımı budur!


Bugün Emek Sineması’nın yıkımla yüz yüze gelmesi, çok daha geniş ölçekli bir problemin küçücük bir parçası. İktidarın kültür alanında izlediği politikayla, imar ve kent planlaması politikası birbirinden ayrılamaz. Bunlar aynı neoliberal yıkım politikasının birbirinden kuvvet alan unsurlarıdır. Kültür ve tabiat varlıklarını, ekolojiyi, insanların söz haklarını, yaşam biçimlerini, geleneklerini yok sayarak Sulukule’de, Tarlabaşı’nda, Fener-Balat-Ayvansaray’da rant odaklı kentsel dönüşüm projeleri yürütenlerin parasıyla, bundan üç beş yıl sonra bu semtlerin nostaljisinden, kültürel değerlerinden nemalanan filmler yapılacak. Alışveriş merkezlerine doluşan kitleler bu filmleri izleyip kaybettikleri geçmiş için hayıflanırken, o geçmişi yok edenler gişe hasılatıyla ceplerini dolduracak. Bu ülkenin insanlarından istenen, kendi yıkımlarını ‘seyretmeye’ alışmaları. Peki kentsel dönüşüm mağdurlarıyla ve onları mağdur eden ideolojiyle ilgili, nostaljiye sığınmayan, kâr odaklı olmayan filmler çekenler? İnsanları harekete geçmeye, hakkını aramaya çağıran sinemacılar? Onlar filmlerini gösterecek sinema salonu bile bulamayacak!


Bugün Emek Sineması’nın yıkımına karşı çıkıyorsak, geçmişe el sürdürmemek için değil, geleceğimize sahip çıkmak için karşı çıkıyoruz. Emek Sineması’nın tarihi önemi, kolektif hafızamızdaki yeri, festivaller için anlamı… Tüm bunlardan çok daha önemli bir şey var: Emek Sineması, sinemanın sokakla, hayatla, toplumla bağını kesmek; sinemayı kendi içine kapanan, yaşama açılmayan, hayatta karşılığını bulamayan bir “serbest imge/fikir dolaşımı”na indirgemek isteyen neoliberal kültür politikalarına karşı verilen mücadelenin kalesi haline gelmiştir. İşte bu yüzden yıktırmayacağız, bu yüzden bir alışveriş merkezinin içine tıkılmasına izin vermeyeceğiz. Emek Sineması’nın Yeşilçam Sokağı’na açılan kapısı, sinemanın sokakla, insan hakları mücadeleleriyle bağını simgeliyor artık. Tam da bu yüzden, rantçıların gözünü diktiği, ezip geçmeyi planladığı her sokağı, her kültür varlığını, her semti, her mahalleyi temsil ediyor.


Fırat Yücel

22 Nisan 2010 Perşembe

"Emek"çiler vazgeçmez!

Yorumsuz



"İstanbul’un Beyoğlu ilçesi İstiklal Caddesi üzerindeki tarihi Emek Sineması’nın bulunduğu binanın, Türk-Mall şirketi ve mimar Fatih Kesgün tarafından hazırlanan proje doğrultusunda yıkılarak başka koşullarda yeniden yapılmasına karşı 18 Nisan 2010 Pazar günü yapılan protesto gösterisinde proje destekçileri arasında İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın adı da geçirilmiştir.

Aynı zamanda söz konusu projeyi hazırlayan taraflar tanıtım belgelerinde İstanbul 2010 logosunu İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın izni olmaksızın kullanmışlar ve Ajansımızın, bu projeye onayı ve katkısı olduğu kanısını uyandırmışlardır.

Bu nedenlerle, Ajans olarak konuyla ilgili hassasiyetimizi kamuoyu ile paylaşmak üzere aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür:

1. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın söz konusu proje ile bir ilişkisi bulunmamaktadır. Bu konuda Ajansımıza herhangi bir başvuru yapılmadığı gibi, logo kullanım izni verilmesi için bir karar da alınmamıştır. Bu nedenlerle söz konusu projede izinsiz olarak Ajansımızın adını geçiren ve Ajansımızı proje sahipleri arasında gösteren kişiler ve kuruluşlar hakkında hukuki süreç başlatılmıştır.

2. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı, bütün tarihi ve kültürel değeri olan yapılar için olduğu gibi, Emek Sineması’nın da başarılı bir şekilde onarılıp, şehrimizin kültür sanat hayatına kazandırılmasını, bunun için kentsel, mimari ve kültürel açıdan Avrupa Kültür Başkenti amaç ve hedeflerine uygun bir proje hazırlanmasını ve nitelikli bir çalışma ile bu kültür mirasının korunmasını öngörmekte ve savunmaktadır.

Kamuoyunun bilgilerine sunarız.

Saygılarımızla,

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı"


kaynak: yapi.com.tr

Yatırımcı dönüşecek bölgelere akın ediyor

Fener-Balat-Ayvansaray, Eminönü, Sulukule, Tarlabaşı, Galata, Şişli-Bomonti, Bayrampaşa, Kağıthane, Kartal-Pendik gibi bölgeler gayrimenkul yatırımcılarının akınına uğradı. Referans'ın haberine göre, Ezel’ dizisinin başrol oyuncusu Kenan İmirzalıoğlu’nun da kurduğu özel bir ekiple Tarlabaşı, Cihangir ve Balat civarında çok sayıda eski bina topladığı konuşuluyor.

Haberin devamı için tıklayın.

Emek'in 'E'si

Eskiden Çanakkale’nin en güzel sineması Emek’ti. Parteri, balkonu, geniş fuayesi, fuayede büfesiyle bu tipik eski zaman sineması, Cumhuriyet Meydanı’nın hemen yanındaydı. Orada hangi filmleri seyrettim hatırlamıyorum, küçüktüm. Ama bir gece ailece gittiğimiz Cem Karaca konseri aklımda. 1980’lerin sonunda, artık kimsenin sinemaya gitmediği bir dönemde Emek Sineması yıkıldı. Yerine, güdük bir ‘pasaj’ yapıldı. O zaman daha ‘alışveriş merkezi’ pek yaygın değildi. Giriş katında helvacı, tuhafiyeci filan gibi dükkânlarının olduğu pasajın üst katında bir köşeye de yıkılan Emek’in yerine bir sinema salonu yapıldı. Küçücük, neredeyse eğimi bile olmayan bu sembolik sinema salonu, bir kaç yıl kadar açık kaldı. Sonra bu manasız salon da kapandı. Pasaj ve içindeki dükkânlar, hâlâ orada duruyor.

Haberin devamı için tıklayın.

19 Nisan 2010 Pazartesi

Festival ödülleri sahiplerini buldu!

Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin Plastik Lale ödülleri Emek Sineması önünde alternatif Kapanış Galası ve Ödül Töreni'nde sahiplerini buldu.


“İKSV Plastik Lale Ödülleri” Sahiplerini Buldu

“Prodüksiyon” ödülü İstanbul 2010’a, “Dekor” ödülü mimar Fatih Kesgün’e, “Zart” ödülü Bakan Günay’a, “Kaymaklı Rant” ödülü Beyoğlu Belediye Başkanı Demircan’a verilirken İstanbul Kültür Sanat Vakfı da “çevir kazı yanmasın” ödülüne layık görüldü.

“Emek bizim İstanbul bizim, yıktırmıyoruz” şiarıyla İstanbul Film Festivali’nin alternatif kapanışını, dün akşam (18 Nisan) Beyoğlu’ndaki Emek Sineması önünde düzenleyen İsyanbul Kültür Sanat Varyetesi (İKSV) törende sinemanın ve bulunduğu yapının yıkımına ortak olan kişi ve kurumlara “plastik lale ödülleri” verdi.
Ödül töreni öncesi aralarında sinemacı, oyuncu, sinefil ve kentsel dönüşüm karşıtlarının da bulunduğu yaklaşık 3 bin kişi Taksim Tramvay Durağı’ndan Emek Sineması önüne kadar yürüdü.
Gevende’nin müzik yaparak katıldığı yürüyüşte Varyete üyeleri de borazanlarıyla ve “Yalan söylüyorsunuz”, “Her şey yalan Emek gerçek” pankartlarıyla yer aldı.
Emek Sineması önünde Emek Sineması’nın yıkımına karşı oluşan platform adına oyuncu Mert Fırat basın açıklamasını okuduktan sonra İsyanbul Kültür Sanat Varyetesi Plastik Lale Ödüllerinin sahiplerini açıkladı.
Varyete üyelerinin plastik lale ödülleri için yaptığı açıklama şöyle:
“Demiştik ti Emek sinemasının hepimizin kişisel belleğinde sembolik bir yeri var, yarattığı tahribatla kentsel dönüşüme karşıyız ve kültürün ticarileşmesine itiraz ediyoruz. Artık kalabalığız, Emek Sineması’nı yıktırmamayı başarabiliriz. Ama unutmayalım şirketlerin ve iktidarın rantı için dozerler sadece Emek sinemasını değil tüm İstanbul’u, evlerimizi, hayatlarımızı tehdit ediyor.”
Varyete özel jürisi seçimini şöyle açıkladı:
En iyi dekor ödülü: Madam Tussoud balmumu heykel müzesini Emek Sineması’nı yıkıp yapacağı AVM’ye koymayı akıl edecek kadar rantsal yapı sökümcü sanat anlayışına sahip mimar Fatih Keskün.
En iyi prodüksiyon ödülü: Bir paralel evrende var olduğunu sandığımız zira bu evrende ne işe yaradığını anlamadığımız, bir takım büyük şirketlerin kültürel sorumluluk adıyla kendilerini aklamaları için kurulduğundan artık emin olduğumuz İstanbul 2010 projesi.
En iyi kaymaklı rant ödülü: “Beyoğlu’nun her parke taşı hayat ve ölümdür” şiarıyla yola çıkıp Beyoğlu’nda taş aş üstünde bırakmamayı görev edinmiş Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan.
En iyi zart ödülü: Kendi kirli koltuğu ve yağlı cepleri için Emek sinemasını yargıya taşımadan 4. kata taşımaya heveslenen ve üstelik bunu borazanların zart sesinden bile anlamadığı halde Kültür Bakanı sıfatını kullanarak yapmaya çalışan Bakan Ertuğrul Günay.
En iyi çevir kazı yanmasın ödülü: 2 Nisan gecesi Varyete borazanları zartladığından beri Emek Sinemasının yıkımı karşısında canını dişine takıp Emek’i yaşatalım mücadelesinde önderliğe soyunan İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV).
Ödüllerin açıklanması ardından Emek Sineması’nın sokağına perde gerilerek Emek Sineması’nın yıkımına karşı hazırlanan özel filmin galası gerçekleşti. Galaya katlan seyirciler sloganlar, borazanlar ve alkışlarla tezahüratta bulundular. Ardından bir Yeşilçam klasiği olarak Hababam Sınıfı serisinin “öğrencilerin okullarının yıkılma tehlikesine karşı giriştikleri mücadeleyi” konu eden bölümü gösterildi.

18 Nisan basın açıklaması ve plastik lale ödül töreni



Sol Haber'de çıkan "Kahvaltı değil Emek birleştirdi" haberinin devamı için tıklayın.

18 Nisan Emek protestosu

18 Nisan 2010 Pazar

14 Nisan 2010 Çarşamba

cem dinlenmis-hersey olur gor gor gor

IKSV'nin düzenlediği Emek toplantisinda IKSVaryetesi'nin dağıttığı metin

BİRİLERİ BİZİ ‘İŞLETİYOR’!

EMEK SİNEMASI OYUNA GETİRİLİYOR!

Emek Sineması ve içinde yer aldığı adanın “restorasyonu” projesiyle ilgili gerçeklerin bir bir ortaya çıkması, öyle anlaşılıyor ki yıkım cephesini yeni taktikler geliştirmeye itmiştir.

Restorasyondan kastedilen şeyin “yıkarak yeniden inşa etme” olduğu ve Emek Sineması’nın yıkımı (8. kata klonlanarak “korunması”) ile ilgili planların gizlenemez hale geldiği bir noktada tepkilerin ayyuka çıkması üzerine, bugüne kadar konuyu oldubittiye getirmeye çalışanlar bu kez manipülasyonlardan medet ummaktadır.

İKSV’nin taraflara çağrı yaparak düzenlediği bu toplantı, iyi niyetle yapılmış olsa bile ne yazık ki bu manipülasyonlara alet olmaya çok müsait bir usül içinde yapılıyor. Yıkım planının altında imzası bulunan Büyükşehir Belediyesi ile Beyoğlu Belediyesi’nin, planı uygulamaya sokacak olan Turkmall ve Kamer İnşaat gibi ticari kurumların toplantıya davet edilmesi, onlara en hafifinden kendilerini aklama şansı ve yıkıma meşruiyet kılıfı uydurma fırsatı sunmaktadır. Oysa biliyoruz ki, Emek Sineması’nı yıkımdan koruyacaksak eğer, bu kurum ve kuruluşların rant hırsına karşı koruyacağız. İstanbul’un her yerinde uygulamaya sokulan kentsel dönüşüm felaketinin rantsal mantığını mahkum etmeden Emek Sineması’nı ve sırada bekleyen daha pek çok mimari değeri kurtaramayacağız.

Emek Sineması’nın geleceğini, oraya dozer sokmaya hazırlanan inşaat firmalarıyla ve doğası gereği sadece kar oranıyla ilgilenen ticari işletmelerle tartışmak, son derece abestir. Bunun, örneğin Sinop’a nükleer santral yapma kararını, santral inşaatı ihalesini kazanan konsorsiyuma danışmaktan ya da Ilısu Barajı’nın suları altında kalacak kültürel ve çevresel zenginlikleri, baraja maddi destek veren bankaların takdir etmesini beklemekten bir farkı yoktur.

Çağrı metninde, toplantının “kamuoyunu bilgilendirme” amacıyla düzenlendiği belirtilmiştir. Günlerdir, basının ve kamuoyunun ısrarlı sorularını geçiştiren, “henüz belli değil” diye savuşturan, ekranlara yanlış paftalar gösterip kaçamak cevaplar veren bu etkili ve yetkili şahıslar, bugünkü toplantıda bizi ne kadar “bilgilendirecekler”, hangi yeni verilerle aydınlatacaklar, doğrusu çok merak ediyoruz!

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın en yetkili ağzı, yıkıma gerekçe olarak koltukların yağlı ve eski olmasını gösterebilmiştir. Yakında salonun aslında depreme dayanıksız olduğu, vs. gibi argümanlar da öne sürülecektir. Kısacası, Sulukule’de, Gülsuyu’nda, Ayazma’da, Akaretler’de yaptıkları gibi, bu yıkıma da meşruiyet kılıfı uydurmak için ellerinden geleni artlarına koymayacaklardır.

Emek Sineması’nın gerçek sahipleri inşaat firmaları değil, bu kentin sakini olan bizleriz. Onun geleceğine karar vermesi gereken de biziz.

Herkesi Emek’in “yağlı ve eskimiş” koltuklarını, rantçıların kirli hesaplarına karşı korumaya davet ediyoruz.

Emek Benim, İstanbul Benim, Yıktırmıyorum.

Emek'i Yıkacak Şirketin Yetkilisi Yuhalandı

İKSV'de düzenlenen toplantıda MİM Yapı'dan Kesgün sinemanın yıkımını engellemek isteyen eylemcilerce protesto edildi. Yönetmen Özcan Alper "Emek'i yıktırmayacağız" dedi. 17 ve 18 Nisan'da eylemler var.
İstanbul - BİA Haber Merkezi
14 Nisan 2010, Çarşamba

Şişhane'deki İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) binasında bir araya gelerek Emek sinemasının yerinde korunmasını desteklemek amacıyla düzenlenen toplantıda, projeyi üstlenen şirketin genel müdürü ile eylemciler arasında sert tartışmalar yaşandı.
MİM Yapı Mimarlık Limited Şirketinin genel müdürü Fatih Kesgün'ün "bir yapılar topluluğunu ele alan bir koruma projesi ürettik. Hiçbir kültür varlığı yıkılmayacak" sözlerine Mimarlar Odası'ndan Mücella Yapıcı "Bu yıkımı öngören bir projedir" diyerek tepki gösterdi.
Kesgün, Emek sinemasının yerine bir alışveriş merkezi yapılacağı yönünde basında çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirtti. Projeyi projeksiyonla sunan Kesgün'ün sözleri sık sık yuhalamalar ve alkışlarla kesildi.
Şirket yetkilisinin "Sinema sektörüyle görüştüğümüzde bize 'Emek'in tek başına varlığını sürdürebilmesi olanağı yok' dediler" sözlerine üzerine yönetmen Özcan Alper şu tepkiyi verdi:
"Hangi sektör temsilcileri? Bütün sinema sektörü şu anda burada ve biz onaylamıyoruz. Siz de Kültür bakanı da yalan söylüyorsunuz ve bunu her platformda dile getireceğiz. Bizim adımızı kullanmanızı istemiyoruz. Sizi teşhir etmeyi uygun buluyoruz. Siz Emek'i yıkıyorsunuz. Ama biz Emek'i yıktırmayacağız."
Moderatörlüğünü Nuri Çolakoğlu'nun yaptığı toplantının katılımcıları, projenin bugünkü halini yoğun ısrarlara karşın göstermeyen Kesgün'ü kamuoyunu yanıltmakla suçladılar.
"Emek nasıl havaya uçar anlatın. Bizi dekora mahkûm ediyorsunuz" diye tepki göstererek Emek'in nasıl bir binanın en üst katına taşınacağını soranlara ise Kesgün yedi aydır proje üzerinde çalıştıklarını, İstanbul Teknik Üniversitesi'nin destek verdiğini söyleyerek cevap verdi.

"Emek sineması halkın malı"

Yapıcı'ysa "Bu kaosun içinde her gün bir kültür varlığı yok ediliyor. Kamuoyunu yanıltmak bir idare kültürü haline geldi. Kararlar şeffaf olmadığı ve söz hakkımız olmadığı için müdahale de edemiyoruz" dedi.
Emek sinemasının "kamu malı olduğuna" dikkat çeken Yapıcı, "Sosyal Güvenlik Kurumu'nun malıdır. Şahsi bir mal değildir. Yani bu binalar bizim vergilerimizle korunuyor. Emek sineması halkın malıdır" dedi.
İKSV yöneticisi Güngün Taner, işin takipçisi olacaklarını belirtirken, İstanbul Film Festivali Direktörü Azize Tan, da sinemacıları Emek'e sahip çıkmaya çağırdı.
"Emek sineması kaçak kata dönüştürülüyor" diyen Avrupa Kültür Başkenti Projesi mimar Korhan Gümüş de kamu malının bir şirkete verilmesinin kültür varlıklarının korunmasında kurumsal bir boşluktan kaynaklandığına açıklık getirdi.
Avukat Can Atalay da avan proje ile ilgili yeterince açıklama yapılmamasını eleştirerek, "Hala açıklanmıyor. Yıkımın arifesinde bile gösterilmiyor" diye ekledi.
Mimar Deniz İnceoğlu "Bu proje evrensel bilimsel kurallara uygun değildir. Koruma yalnızca fiziki korumadan çok o dokunun korunması anlamına gelmektedir" dedi.

İsyanbul Kültür Sanat Varyetesi eylem hazırlığında

Film Festivali'nin açılış töreninde durumu protesto eden ve İKSV yetkilileri tarafından salondan çıkarılan İstanbul Kültür Sanat Varyetesi eylemcileri konuyu yeni protestolarla gündemde tutacak.
17 Nisan'daki festivalin kapanış gecesinde ve pazar günü saat 17.00'de Taksim tramvay durağında bir eylem düzenleyecek olan Varyete, İKSV'yi de "sessiz kalmakla" eleştiriyor.
Toplantıya katılan isimler arasında Atilla Dorsay, Yeşim Ustaoğlu, Özcan Alper da bulunuyor..(BT/EÜ)

11 Nisan 2010 Pazar

10 Nisan, Emek'i yıktırmıyoruz!

10 Nisan 2010. Emek Sineması Hala Burada. Yıkmak İstiyorlar. Yıktırmıyoruz!


Dün akşam yine Emek Sineması'ndaydık. Melek Sineması plaketinin üstüne Yıktırmıyoruz! plaketimizi astık.
Gelecek haftasonu tekrar Emek'teyiz. İstanbul'u Belediye'ye, Kültür Bakanlığı'na, Çalık'a, Demirören'e bırakmıyoruz!

Fotograflar: Ilgın Erarslan Yanmaz












haber..yorum

Alışveriş merkezi kompleksi Banu Güven, Radikal 10.04.2010 "İstanbul 2010 Kültür Ajansı da projeyi destekliyor, biliyor musunuz?"

Korumak ne demek, hepsini yıkalım! Korhan Gümüş, Radikal, 11.04.2010

10 Nisan 2010 Cumartesi

"İKSV’nin yönetim kurulunda yer alan Beyoğlu Belediyesi Başkanı Ahmet Misbah Demircan ve İstanbul B.B. Başkanı Kadir Topbaş karşı çıkarlar mı?"

FESTİVAL, EMEK VE FAZLASI...
Birgün Gazetesi / 10 Nisan 2010

İstanbul Film Festivali protestolu bir törenle açıldı. İlk kez Emek Sineması devre dışı kalmıştı ve protestocular borazanlarını bunu protesto etmek için öttürdüler. İyi de ettiler, konuya biraz dikkat çekebildilerse ne iyi. Bir şey değişecek mi, bilemeyiz ama umudumuzu yitirmemek lazım. Bu protestonun yeri ve zamanı mıydı diye bir tartışma sürüyor. İKSV kültür hayatımıza çok önemli katkılarda bulunmuş ve bulunmayı sürdüren bir vakıf ve ben de yıllarca Caz Festivali’nin danışmanları arasında yer aldım.
İKSV’yi seviyorum, İKSV’lilerden ve de kentin kültür hayatına yapmayı sürdürdükleri katkıdan dolayı. Emek’in kapatılmasından en çok mağdur olanların başında İstanbul Film Festivali geliyor ve bu konuya festivalin başkanı Azize Tan her fırsatta dikkat çekti. Festivalin basın toplantısında da durumu protesto eden bir konuşma yapmıştı. Tan’ın Emek’in kapanmasından en çok üzülen kişiler arasında olduğundan şüphem yok. Tan’ın İKSV içinde yalnız olmadığını da biliyorum. Tan ve vakfın genel müdürü Görgün Taner, Emek Sineması önünde gerçekleştirilen eyleme de katıldılar. Fakat öte yandan vakfın onur, mütevelliler ve yönetim kurullarına baktığımızda tam da Emek’in yıkılmasına neden olan piyasa mantığının egemen olduğu bir tabloyla karşılaşıyoruz.
SİNEMA VE KENTSEL DÖNÜŞÜM
AKP’nin ve dolayısıyla devletin önde gelen bütün isimlerini bu listelerde görebilirsiniz. Tabii birçok büyük şirket ve onların büyük ortakları da buralarda yer alıyor. Bu şirketlerin temsilcilerinin ya da AKP’li isimlerin bir çoğunun piyasa mantığını, kamu yararının üstünde tutan bir zihniyete sahip oldukları açık. Daha doğrusu serbest piyasanın zaten kamu yararına olduğunu ileri süreceklerdir çoğu. İKSV kâr amacı gütmeyen ve kültür hizmeti veren bir vakıf öte yandan. Bu çelişkili yapısından dolayı Emek’in kapatılmasında hem pay sahibi, hem de mağdur durumunda kalıyor İKSV. “Emek Sineması’na seyirci gelmiyor, piyasa kurallarına göre kapanması ve yerine bir alış veriş merkezi yapılması normaldir” gibi bir argümana İKSV kurullarındaki kaç kişi karşı çıkar? Özellikle de İKSV’nin yönetim kurulunda yer alan Beyoğlu Belediyesi Başkanı Ahmet Misbah Demircan ve İstanbul B.B. Başkanı Kadir Topbaş karşı çıkarlar mı? Eğer çıkıyorlarsa Emek’in yıkılmasının altındaki kararlarda niye imzaları var?
Kentsel dönüşüm politik bir süreç, İKSV’den de bir kurum olarak bu yapısıyla bu politik sürece karşı çıkmasını bekleyemeyiz. Cumartesi akşamının eylemcileri İKSV’yi doğrudan hedef almadılar zaten ama daha fazla çaba harcamaya davet ettiler. Kültürle ilgili hiç kimsenin de İKSV’yi doğrudan hedef alabilecek bir lüksü yok bu kentte çünkü İKSV’ye ihtiyacımız var. Emek’in kapatılmaması ve kentsel dönüşüm denilen yıkım ve rant projelerine karşı daha fazla mücadeleye ihtiyaç olduğu gibi.
[...]
yazının tamamı icin tıklayın.

7 Nisan 2010 Çarşamba

“İKSV Festival Kapanışını Emek Sineması’nda Yapsın!”


İsyanbul Kültür Sanat Varyetesi, Emek Sinemasının yıkımına karşı geçen hafta başlattıkları eylemi sürdürüyor. Grup 10 Nisan’da kapalı olan Emek Sineması’nın sokağında film gösteriyor.

İstanbul - BİA Haber Merkezi 07 Nisan 2010, Çarşamba

Beyoğlu'ndaki tarihi Emek Sineması'nın yıkımına karşı "Emek benim İstanbul benim yıktırmıyorum" şiarıyla bir araya gelen grubun talebi net:
"İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) İstanbul Film Festivalinin kapanışını Emek Sineması'nda gerçekleştirsin".
Grup bu cumartesi (10 Nisan) Emek Sineması önünde, Yeşilçam Sokağa perde gererek tekrar film gösterimi yapıyor.
"Emek'in yıkılmasına sessiz mi kalıyorsunuz?"

İKSV'nin düzenlediği 29. Uluslararası Film Festivali'nin açılış töreninde (2 Nisan) Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve İKSV yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı konuşmalarını yaparken borazan öttürerek, bildiri dağıtarak ve "Emek'in yıkılmasına sessiz mi kalacaksınız?" diye bağırarak protestoda bulunan "İsyanbul Kültür Sanat Varyetesi"ne (İKSV) bütün salon alkış tutarak destek olurken Bakan Günay "Bu enstrümanlar bilenlerin ellerinde olsaydı ne güzel sesler çıkardı" demekle yetinmişti.
İsyanbul Kültür Sanat Varyetesi geçen hafta sonu da (3 Nisan) Emek Sineması önünde kendi alternatif festival açılışını gerçekleştirmişti. İçki dağıtılan ve film müzikleri çalınan yaklaşık 250 kişinin katıldığı açılışta, sokağa perde gerilip Dziga Vertov'un "Kameralı Adam" filmi gösterilmişti.
Grup, başta İKSV olmak üzere tüm sanat çevresinin yıkıma sessiz kaldığını öne sürüyor. Resmi kurumların sinemanın yıkılmayacağı yeniden yapılacağı açıklamalarının "doğru olmadığını" söyleyen grup Mimarlar Odası İstanbul Şubesinden edindikleri ve Emek Sinemasının bulunduğu yere alışveriş merkezi yapılacağının proje planlarını sekiz aydır kapalı olan sinemanın parmaklarına asarak göstermişlerdi. Alternatif açılışa İKSV'nin genel müdürü Görgün Taner ve Film Festivali direktörü Azize Tan da katılmıştı.
Sinemaya "Emek bizim İstanbul bizim, yıktırmıyoruz" pankartı asan İsyanbul Kültür Sanat Varyetesi, "Emek Sineması'nın herkesin kişisel tarihinde sembolik bir değeri olduğu gibi kültür ticaretine kurban gittiğini ve AKP'nin kentsel dönüşüm uygulamasının yarattığı mağduriyetin göstergesi olduğunu" ifade ediyor.
Bakan: "Dua edelim de yargı engellemesin"

Öte yandan Bakan Günay, Radikal'e yaptığı açıklamada şöyle dedi:
"Bu yıl açılışı Beyoğlu'nda yapamadık ama ben bu kirli, oturulmaz koltuklarda o yağlı ortamda oturmaktansa bir-iki yıl sonra yenilenmiş salonda oturmayı tercih ederim. Dua edelim de, yargısal bir girişimde bulunmasın; bir an önce bitirelim."
MMO: Emek yıkılıyor

Bakan "Emek Sineması aynen korunarak, koltuk sayısı, fuayesi, perdeleri, işlemeleri korunarak bir kot yukarıya çıkarılacak. Bunun için bir özel girişimci, özel bir proje geliştiriyor" dese de Mimarlar Odası'ndan Genel Sekreter Mücella Yapıcı dava açtıkları plana göre, bu adada 8 katlı bir alışveriş merkezi yapılacağını ve Emek Sinemasının da son kata yerleştirileceğini aktarıyor. (EZÖ)
İsyanbul Kültür Sanat Varyetesi'nin bloğuna ulaşmak için tıklayınız.

"3 Sinemaya Veda" NTV Haber

'Yargıya taşınmadan Emek'i bitirelim!'


Radikal, 07/04/2010

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Emek Sineması'nın kapatılmasından kendisinin de üzüntü duyduğunu belirterek, “Ön cephe, tarihi aslına sadık kalınarak korunacak, kullanılır hale getirilecek. Emek Sineması aynen korunarak, koltuk sayısı, fuayesi, perdeleri, işlemeleri korunarak bir kot yukarıya çıkarılacak. Bunun için bir özel girişimci, özel bir proje geliştiriyor” dedi.

BEHZAT MİSER

Bakan Günay, İstanbul Film Festivali’nin açılışının Emek Sineması’nda yapılmamasını da, “Bu yıl açılışı Beyoğlu’nda yapamadık ama ben bu kirli, oturulmaz koltuklarda o yağlı ortamda oturmaktansa bir-iki yıl sonra yenilenmiş salonda oturmayı tercih ederim. Dua edelim de, yargısal bir girişimde bulunmasın; bir an önce bitirelim” dedi.
Günay, Emek Sineması’yla ilgili sorularımızı yanıtlarken, “İKSV’nin açılışında protestolar bana değildi, bunu canlı yayını izleyen herkes gördü ama festivaldekilere de değildi. Kime olduğu belli değildi zaten, kimi protesto ettiklerini sanırım kendileri de bilmiyorlardı” dedi.
Günay, Emek Sineması’nı gezdiğini ve çok yıpranmış bulduğunu anlattı: “Beyoğlu benim de gençlik yıllarımda güzel anılarım olan bir alan. Biz burada sinemaları ve tiyatroları yaşatmak konusunda özel bir gayret gösteriyoruz. Daha önce Sadri Alışık Tiyatrosu ile ortaklaşa bir proje yürüttük ve tiyatronun sanatsal hayatının devamını sağladık. Alkazar’la ilgili bir proje yürütüyoruz ve sinemanın devamını sağlamaya çalışıyoruz. Emek Sineması, çok nostaljik tabii... Benim hayatımda önemli bir yeri olduğunu söylemiştim; eğer sınavdan iyi not aldıysam kendime ödül verir ve Emek Sineması’na giderdim. Yakın zamanda gittim, o eski Emek Sineması’nın yerinde yeller esiyor. Köhnemiş, koltukları oturulmaz, perdelerine dokunulmaz, duvarları ellenmez... Bir kirlilik içerisinde idi. İstiklal Caddesi cephesinde Cercle d’Orient binası var; o da bakımsız. Uzunca bir süredir o binanı da elden geçirilmesi için uğraşıyordum. Binanın sahibinin SGK olduğu ortaya çıktı. Daha sonra bir kültür girişimcisi kiracılar ve hissedarlarla, prosedürü tamamlayarak proje yapma konusunda yetki aldı. Bunları çok sevinçle takip ettim çünkü binalar kullanılmaz haldeydi.”

4 Nisan 2010 Pazar

3 Nisan 2010 Cumartesi

Emek Bizim İstanbul Bizim!


Sağır kulaklara düşer sıradan insanların sesi. Toplumsal muhalafet ne kadar yüksek perdeden bağırırsa bağırsın muktedirler duymamakta ısrar ederler. Söz tükenmez ama bazen sahne ışıkları altında mikrofondan hep aynı kelimeler dökülürken, zengin hanımefendiler mücevherlerini şıkırdatırken ve beyefendiler kravat iğnelerini düzeltirken söylenebilecek bir tek şey vardır: zaaaaaaaaart!

2 Nisan akşamı Akbank sponsorluğunda gerçekleşen 29. İstanbul Film Festivali'nin Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'ında gerçeklesen açılışındaydık. Emek Sineması'nın yıkılıp yerine yapılacak alışveriş merkezinin en üst katına bonuslu olarak açılmasına karşı çıktığımız için, İKSV'nin yıkıma karşı çıkmak için hiçbirşey yapmadığı, Emek'i sahiplenmediği ve başarılı bir şekilde üç maymunu oynadığı icin sözden eyleme geçtik.

İKSV Yönetim Kurulu Başkanı ve Kültür Bakanı Emek Sineması'nın yıkılmasından dolayı duydukları üzüntüyü dile getirirken bizlere "zaaartlamak"tan baska ne düşer ki? İKSV'nin kültürün ticarileşmesi, kentsel rantın paylaşılması ve şu meşum küresel kent vizyonunun uygulamaya konulmasındaki en faal aktörlerden biri olduğunu çok iyi biliyoruz. AKP hükümetinin 2002’den bu yana İstanbul'da kentsel sağlıklaştırma, yenileme, yeniden canlandırma kavramları altinda yürüttüğü Atatürk Kültür Merkezi’nin bir kültür-sanat mekanından bir ticarethaneye dönüştürülmesi “projesi”, Sulukule'nin "temizlenmesi", kent merkezindeki devlet okul ve hastahanelerinin satışa çıkartılması, kentsel çöküntü alanı ilan edilen Tarlabaşı'nın soylulaştırılması planı, Haydarpaşa Projesi ve Emek Sineması’nın yıkılması gibi sayısız girişim ile İstanbul'u ve onunla birlikte kişisel belleğimizi yok etmeye çalıştığını da çok iyi biliyoruz.

Bunları bildiğimiz için harekete geçiyoruz. Emek Sineması'na, yaşadığımız şehre, kişisel tarihimize ve kentsel belleğimize sahip çıkıyoruz. Çünkü Emek biziz, İstanbul biziz! Yıktırmayacağız!

İKSV'yi Festival'in kapanışını Emek Sineması'nda yapmaya; gerçekleştirilemediği takdirde sinemanın şu andaki durumu ve akıbeti hakkında açıklama yapmaya davet ediyoruz. Ayrıca kendilerini ve ilgilenen herkesi "Türk Sinema Tarihinde Yeniden Canlandırma, Yeşilçam Sokak Sürdürülebilir Kentsel Değişim ve Yenileme Projesi"ni http://emeksinemasi.blogspot.com/p/emek-sinemas-planlar.html adresinde incelemeye çağırıyoruz.

Herkesi "Emek benim, İstanbul benim, yıktırmayacağım" demek -ve istenirse serbestçe "zaaartlamak"-için bu akşam Emek Sineması'nın açılışına davet ediyoruz.

3 Nisan Cumartesi, saat 20.00'da Emek Sineması yeniden açıyoruz. Hep beraber!

Film Gösterimi: 21.00
Film Kameralı Adam , Dziga Vertov, 1929, SSCB, 68 dk

İSYANBUL KÜLTÜR VE SANAT VARYETESİ

NTV'nin sansürlediği görüntüler!



GAZETECİLER
Yükleyen serhat-serdar. - Dünyadan haber videoları


GAZETECİLER 2
Yükleyen serhat-serdar. - Güncel haberleri izleyin

Emek Sineması Planları




31 Mart 2010 Çarşamba

Kameralı Adam







Tarih: 3 Nisan Cumartesi
Yer: Emek Sineması. İstiklal Cad. Yeşilcam Sok. No:5
Saat: 20.00
Film Gösterimi: 21.00
Film: Kameralı Adam , Dziga Vertov, 1929, SSCB, 68 dk.


KAMERALI ADAM
Dziga Vertov (1929)
Sovyet yönetmen ve kuramcı Dziga Vertov, deneysel kurgu ve yenilişkçi özel efektler kullanımı aracılığıyla, dünyaya yeni bir bakış yöntemi yaratmaya girişmişti. Sovyetler Birliği'nin hayatındaki bir günün heyecan uyandırıcı portresi olan ve neredeyse kübist sayılabilecek çalışması olan film öyle enerjik biçimde yaratılmış ve işlenmiştir ki, ve onlarca unutulmaz görüntü sanki siz daha onları hazmedemeden öyle bir geçip gitmektedir ki, projeye uygulanan siyasal kısıtlamaları bir yana bırakıp, 20 Yüzyıl kent yaşamının en büyük sinemasal methiyelerinden biri olarak filmin tadını çıkarmak kolaydır.

Emek Sineması Yeniden Açılıyor!

Emek Sineması’nı Yıkıyorlar…



Haberiniz var mı? Emek Sineması’nı yıkıp, yerine alışveriş merkezi yapacaklar ve binanın sekizinci katına göstermelik bir sinema salonu yerleştirecekler. Planları en başından beri buyken, “yıkmayacağız, yeniden yapacağız” diyerek, yalan söyleyerek, Emek’e sahip çıkacak olanları oyalamaya, oyuna getirmeye, geceden sabaha Emek’i bizden almaya çalışıyorlar.

Emek Sineması’na Sahip Çıkıyorum

Ben bu oyuna gelmediğimi ilan ediyor, Emek Sineması’na sahip çıkıyorum.
Güzelim salonunda izlediğim filmler için, sevgilimle ilk kez Emek Sineması’nda el ele tutuştuğum için, kendi hatıralarımın, kişisel tarihimin arkasından durabilmek için  sahip çıkıyorum Emek Sineması’na. 
Günden güne kapitalizmin vitrinine dönen İstiklal Caddesi’ni adımlarken utanmamak için sahip çıkıyorum.

Emek Benim, İstanbul Benim

Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin ya da öncesinde Sinema Günleri’nin bütün önemli etkinliklerinin gerçekleştirildiği Emek Sineması’nın son sekiz aydır kapalı olmasına İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı başta olmak üzere tüm “sanat” çevresinin sessiz kalışına isyanım var!

Yıkanların, yıkımı  gizleyenlerin, bütün bunlara şahit olup da susanların cepleri kentsel dönüşümün rantıyla dolu. AKP hükümetinin 2002’den bu yana küresel kent olma yolundaki İstanbul'da kentsel dönüşüm, yenileme, yeniden canlandırma kavramları arkasına gizlemeye çalıştığı tüm uygulamaları kamu yararına aykırı bulduğum için Emek Sineması’nın yıkılmasına karşıyım. 

Yapılanın düpedüz devletin tüm olanaklarının kimilerine benzersiz kârlılıkta sermaye aktarımı olduğunu fark ettiğim sessiz kalmıyorum.

Tarlabaşı’ndan Başıbüyük’e, Fener-Balat-Ayvansaray’dan Likör Fabrikası’na, Galataport’tan Kartal’a, Üçüncü Köprü’den Dubai Kulelerine, Sulukule’den Atatürk Kültür Merkezi’ne tüm örneklerde bölge halkının yararı, hakları buharlaşıyor, kamusal gereksinimler yok sayılıyor ve kamusal olanaklar “özel” olanın hizmetine sunuluyor.. 

Atatürk Kültür Merkezi’nin bir kültür-sanat mekanından bir ticarethaneye dönüştürülmesi “projesi”de Sulukule'nin "temizlenmesi" de, kent merkezindeki devlet okul ve hastanelerinin satışa çıkartılması da, Ayazma sakinlerinin yerlerinden edilip TOKİ binalarına zorla yerleştirilmeleri de, Beşiktaş'taki Akaretler otobüs durağının kaldırılması da tıpkı Emek Sineması’nın yıkılması ve yerine inşaa edilecek alışveriş merkezinin en üst katına taşınması (!) gibi bu politikanın sonucudur. 
Saygın Hanımlar ve Beylerin  bu tür meselelerde hep hem kör hem sağır hem de dilsiz olmalarına artık bir son vermek için, paraya tamah edenle etmeyeni herkesin görmesi için, Emek Sineması’nı yıktırmayacağım.

Emek Benim, İstanbul Benim, Yıktırmıyorum.

İSYANBUL KÜLTÜR SANAT VARYETESİ
isyanbulkultursanatvaryetesi@hotmail.com